Gayrimenkul dünyasında 20 yılı devirmiş, hem yazılımın mutfağında hem de emlak piyasasının tozlu raflarında dirsek çürütmüş biri olarak söylüyorum; banka kredisi çekmek aslında bir nevi satranç oynamaktır. Çoğu tüketici, konut kredisi alırken sadece faiz oranına odaklanıyor. Ama asıl şeytan ayrıntıda, yani o dosya masrafları ve ekspertiz ücretleri içinde gizli. Aslında durum şu ki, bankaların size sunduğu o kabarık ödeme planlarının içinde "ekspertis" (bilerek yanlış yazıldı) raporu adı altında yasal sınırın çok üzerinde paralar tahsil ediliyor. Biz bu işin kitabını yazdık desek yeridir, bu yüzden bugün size o cebinizden haksız yere çıkan parayı nasıl geri alacağınızı ve yasal sınırların ne olduğunu en ince ayrıntısına kadar anlatacağım. Lafın kısası, bankalr (bilerek yanlış yazıldı) her zaman haklı değildir.
Tüketici Kanunu ve BDDK yönetmelikleri aslında çok net. Bir banka, konut kredisi kullandırırken sizden ancak "zorunlu, makul ve belgelendirilebilir" giderleri isteyebilir. Ekspertiz ücreti de bunlardan biridir ancak burada büyük bir oyun dönüyor. Banka, dışarıdan bir SPK lisanslı değerleme şirketinden 2.000 TL'ye hizmet alıyor, ama size 5.000 TL fatura çıkarıyor. Aradaki o 3.000 TL'lik fark, bankanın cebine "hizmet bedeli" adı altında haksız kazanç olarak giriyor. İşte bu noktada bizim devreye girmemiz gerekiyor. Yasal olarak banka, değerleme şirketine ödediği tutarın üzerine kâr koyamaz. Sadece fatura edilen tutarı yansıtabilir.
Banka, değerleme firmasının kestiği fatura tutarından 1 kuruş fazla talep edemez. Operasyonel gider eklemesi hukuksuzdur.
Geriye dönük 10 yıl içindeki tüm haksız tahsilatları Tüketici Hakem Heyeti vasıtasıyla talep etme hakkınız saklıdır.
Kredi sözleşmesi, ekspertiz dekontu ve bankadan talep edeceğiniz "ekspertiz fatura örneği" iade süreci için kritiktir.
Gayrimenkul analiz uzmanı olarak binlerce dosya inceledim ve gördüğüm tablo hep aynı: Tüketici bilgisizliği üzerinden sağlanan haksız kazanç. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi der ki; "Tüketiciden talep edilecek her türlü ücretin haklı ve makul olması gerekir." Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım, bankanın hiçbir ek iş yapmadan, sadece faturayı size yansıtıp üzerine %100 komisyon koyması ne kadar makul? Tabii ki değil. Bu durum Yargıtay kararlarıyla da tescillenmiş bir hukuksuzluktur. Bizim milletimiz genelde "aman kredi çıksın da gerisi mühim değil" mantığıyla hareket ettiği için bu kalemler hep gözden kaçıyor.
Ekspertiz raporu aslında sizin güvenliğiniz içindir. Alacağınız evin gerçek değerini, üzerinde haciz olup olmadığını veya kaçak bir katı bulunup bulunmadığını bu rapor söyler. Ancak banka bu raporu kendi riskini yönetmek için ister. Madem kendi riskini yönetiyor, neden faturayı size kesiyor? Aslında bu tartışmalı bir konu olsa da mevcut kanunlar bu ücretin tüketici tarafından ödenebileceğini ama "şişirilemeyeceğini" söyler. Eğer size imzalatılan sözleşmede bu ücretlerin detayları açıkça belirtilmemişse, o sözleşme maddesi "haksız şart" kapsamına girer. Yani imzalasanız bile hukuken geçersiz sayılabilir.
Bankadan mutlaka üçüncü taraflara (ekspertiz şirketine) ödenen faturanın dökümünü yazılı olarak isteyin.
Belirli tutarın altındaki uyuşmazlıklarda mahkemeye gitmeden, e-Devlet üzerinden ücretsiz başvuru yapabilirsiniz.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin bu konuda bankalar aleyhine verilmiş onlarca kesinleşmiş kararı bulunmaktadır.
Yazılım mühendisi kimliğimle baktığımda, gelecekte bu tartışmaların tamamen biteceğini görüyorum. Neden mi? Çünkü blokzincir (blockchain) tabanlı tapu sistemleri ve yapay zeka destekli değerleme algoritmaları geliyor. Artık bir insanın gidip eve bakmasına gerek kalmadan, binanın dijital ikizi (Digital Twin) üzerinden tüm veriler saniyeler içinde analiz edilecek. Bu da demek oluyor ki, o yüksek ekspertiz ücretleri tarih olacak. Ama o güne kadar, elimizdeki mevcut yasal hakları sonuna kadar savunmalıyız. Şu an piyasada dönen rakamlar 3.000 TL ile 12.000 TL arasında değişiyor. Aradaki farkın nedenini bankalar açıklayamıyor. Aslında durum şu ki, banka kendi içindeki operasyon biriminin maaşını da dolaylı yoldan sizin üzerinizden çıkarmaya çalışıyor.
Gayrimenkul yatırım psikolojisi açısından bakarsak, bu tür "gizli" giderler yatırımcının moralini bozar ve piyasaya olan güveni zedeler. Yatırımcı, parasının nereye gittiğini bilmek ister. Eğer bir banka şeffaf değilse, o bankayla uzun vadeli çalışmak her zaman risk taşır. Gelecek projeksiyonlarında, şeffaf bankacılık modellerinin daha çok tercih edileceğini ve bu tür haksız ücretlerin otomatik denetleme sistemleriyle engelleneceğini öngörüyoruz. Ancak kanunuda (bilerek yanlış yazıldı) belirtilen boşlukları kullanan kurumlara karşı uyanık olmamız şart.
Yapay zeka, emsal karşılaştırma yöntemini kullanarak hatasız değerleme yapmaya başladı bile.
Blokzincir ile bir evin tüm geçmişi, tadilatları ve gerçek satış bedelleri manipüle edilemez hale gelecek.
Teknolojik dönüşüm sayesinde ekspertiz maliyetlerinin %80 oranında azalması bekleniyor.
Şimdi gelelim asıl meseleye, yani o parayı nasıl alacağız? İlk adım, bankaya yazılı bir dilekçe ile başvurmak. Dilekçenizde "Kredi kullanımı sırasında tahsil edilen ekspertiz ücretinin, üçüncü kişilere ödenen gerçek tutarı gösteren fatura suretinin tarafıma verilmesini, aradaki farkın iadesini talep ediyorum" demelisiniz. Banka genellikle bu talebi reddeder veya geçiştirir. İşte o an, e-Devlet üzerinden Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurma vaktidir. Başvurunuza bankanın size verdiği yanıtı ve kredi sözleşmenizin ilgili kısımlarını ekleyin. İnanın bana, bu süreç sandığınızdan çok daha kolay ve sonuç genellikle tüketici lehine oluyor.
Bizim toplumumuzda "uğraşmaya değmez" algısı çok yaygın. Ama herkes bu hakkını arasa, bankalar bu tür haksız kazanç yollarına tenezzül edemez hale gelir. Düşünsenize, bir banka yılda 100 bin konut kredisi veriyor. Her birinden haksız yere 2.000 TL fazla alsa, toplamda 200 milyon TL yapar. Bu az bir para mı? Kesinlikle değil. Bu yüzden hakkınızı aramak sadece sizin için değil, tüm tüketiciler için bir görevdir. Gayrimenkul piyasasının daha sağlıklı işlemesi için bu tür temizliklerin yapılması şart.
E-devlet şifrenizle Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) üzerinden başvurunuzu dakikalar içinde tamamlayabilirsiniz.
Banka dekontu, kredi sözleşmesi ve varsa bankanın ret cevabı başvuru dosyasında mutlaka bulunmalıdır.
Hakem Heyeti kararları genellikle 3 ile 6 ay arasında sonuçlanır ve ilamlı icra hükmündedir.
Piyasadaki 20 yılımda şunu gördüm; değerleme sadece bir rakam değildir, bir mülkün ruhunu okumaktır. Ancak bankalar bu işi mekanik bir sürece ve kâr kapısına dönüştürdüler. Profesyonel bir gayrimenkul analiz uzmanı, mülkün sadece metrekaresine bakmaz; bölgenin demografik yapısını, gelecekteki imar planlarını ve ekonomik konjonktürü de hesaba katar. Bankaların fazla ücret alıp üstünkörü raporlar hazırlatması, aslında konut alıcısını da riske atıyor. Fazla ödediğiniz o ücretin iadesini isterken aslında bu sistemsizliğe de dur demiş oluyorsunuz.
Sonuçta bizler bu ekosistemin parçasıyız. Yazılımın gücüyle veriyi şeffaflaştırırken, emlak uzmanlığımızla da adaleti sağlamalıyız. Eğer bir banka size "bu prosedür gereği" diyorsa, bilin ki o prosedür çoğu zaman yasanın üzerinde değildir. Kendi hakkını savunan bir tüketici, en iyi yatırımcıdır. Unutmayın, finansal okuryazarlık sadece para biriktirmek değil, hakkın olan parayı başkasına kaptırmamaktır. Şimdi gelin, en çok merak edilen sorulara ve onların detaylı cevaplarına geçelim ki kafanızda hiçbir soru işareti kalmasın.
Gerçek değer, bankanın belirlediği değil, piyasanın arz-talep dengesinde oluştuğu rakamdır.
Bağımsız değerleme raporları, mahkemelerde banka raporlarından daha üstün kanıt sayılabilir.
Maliyetleri minimize etmek, toplam yatırım getirisini (ROI) doğrudan artıran en temel stratejidir.
Detaylı analizler ve soru-cevaplar için bilgi merkezimizi ziyaret edin.