Gayrimenkul dünyasında 20 yılımı devirmiş, binlerce dosya incelemiş bir analiz uzmanı olarak şunu söyleyebilirim ki; hisseli tapu konusu, hem hukukçuların hem de bankacıların en çok "baş ağrıtan" dediği alanların başında gelir. Ama işin aslı, doğru stratejiyi bilirseniz imkansız diye bir şey yoktur. Çoğu insan "hisseli tapuya kredi çıkmaz" diyerek kestirip atar. Lafın kısası, aslında durum şu ki; bankalar riskten kaçar ama teminatı sağlama alırsanız musluğu açarlar. Bugün burada, bir yazılım mühendisi titizliğiyle bu süreci algoritmalarına ayıracağız. Bizce, mülkiyet hakkınızın bir parçası olan o pay, doğru kaldıraçla finansal bir güce dönüşebilir. Ancak uyarmalıyım; gayrimenkulun (evet, u harfiyle yazdım çünkü piyasada böyle konuşulur) hukuki statüsü netleşmeden atılacak her adım, sistemin çökmesine neden olabilir.
Bankaların kredi verme süreçleri tamamen risk yönetimi üzerine kuruludur. Bir bankaya gittiğinizde, sistem arka planda bir "teminat analizi" başlatır. Eğer tapu müstakilse, banka olası bir temerrüt durumunda mülkün tamamına el koyup satabileceğini bilir. Ancak konu hisseli tapu olduğunda işler karışıyor. Düşünsenize, bir binanın 1/4 hissesine sahipsiniz. Banka borcunuzu ödemediğinizde o 1/4'lük payı satmaya kalksa, diğer hissedarların "şufa hakkı" (ön alım hakkı) devreye girer. Bu da banka için hem zaman kaybı hem de belirsizlik demektir.
Hissedar sayısı arttıkça bankanın risk puanı logaritmik olarak yükselir. 2 hissedar ile 10 hissedar arasındaki fark uçurumdur.
Hisseli payın piyasada nakde dönme hızı, tam mülkiyete göre %60 daha yavaştır. Banka "hızlı nakit" ister.
İzaleyi şuyu (ortaklığın giderilmesi) davaları ortalama 2-4 yıl sürer. Banka bu süreyi beklemek istemez.
Peki, çözüm yok mu? Elbette var. Eğer payınızın sınırları "rızai taksim sözleşmesi" ile belirlenmişse ve diğer hissedarlar kredi çekmenize onay veriyorsa, bazı bankalar bu durumu esnetebilir. Ama burada kritik nokta, payınızın bağımsız bir bölüm gibi algılanmasını sağlamaktır. Tecrübelerime dayanarak söylüyorum; banka müdürüne "bu hisse benim" demek yerine, "bu hissenin hukuki ve finansal sınırları şunlardır" diyerek teknik bir dosya sunmalısınız.
Lafın kısası, bankanın ikna olması için diğer hissedarların "bizim için sorun yok" demesi gerekiyor. Hukuki terimle buna muvafakatname diyoruz. Eğer diğer hissedarlar, sizin payınız üzerine ipotek konulmasına yazılı ve noter onaylı onay verirlerse, kapılar aralanmaya başlar. Ancak bu noktada bir "biz dili" ile konuşmak gerekirse, akrabalar veya ortaklar arasında bu imzayı almak belkide dünyanın en zor işidir. İnsanlar "tapuma şerh düşülecek" korkusuyla geri çekilir.
Tüm hissedarların bankaya hitaben yazdığı, rücu etmeyecekleri muvafakat belgesi.
Hisseli tapunun yanına başka bir müstakil tapu veya araç rehni eklenmesi süreci %80 hızlandırır.
Aslında durum şu ki; bankalar genellikle "Hisseli Tapu Kredisi" adı altında özel bir ürün sunmazlar. Bunun yerine, sizden gayrimenkul ipotekli ihtiyaç kredisi talep etmenizi beklerler. Eğer hisseniz bir konuta aitse ve bu konutun kullanımı fiilen size aitse (ve bu durum belediye kayıtlarında, emlak vergisi beyanlarında görünüyorsa), ekspertiz değeri üzerinden bir oran belirlenir. Genellikle bu oran, ekspertiz değerinin %50'sini geçmez. Yani 1 milyon TL'lik payınız varsa, banka size en fazla 500 bin TL verir.
Gayrimenkul analizlerimde en çok karşılaştığım hata, insanların şufa hakkını küçümsemesidir. Türk Medeni Kanunu der ki; bir hissedar payını üçüncü bir kişiye satarsa, diğer hissedarlar o fiyattan öncelikle alma hakkına sahiptir. Banka, ipoteği paraya çevirmek istediğinde bu hak devreye girerse, satış süreci kilitlenir. Bu yüzden bankalar, krediyi onaylamadan önce diğer paydaşlardan "şufa hakkımdan feragat ediyorum" yazısı isteyebilir. Bu belge olmadan kredinin onaylanması neredeyse imkansızdır.
Hissedarların kendi aralarında "hangi metrekare kimin" diye yaptığı sözleşme. Tapuya şerh edilmelidir.
Eksper geldiğinde "burası benim yerim" diyebilmeniz için fiziksel sınırların (duvar, çit vb.) olması avantajdır.
Tapu üzerinde daha önce açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası varsa, sistem anında hata verir ve süreç durur.
Yatırım psikolojisi açısından bakarsak, hisseli tapu sahibi olmak bir nevi "evlilik" gibidir. Ortaklarınızla aranız bozulursa, krediniz de tehlikeye girer. Eğer paydaşlardan biri borcunu ödemezse ve mülkün tamamı icralık olursa, sizin payınız da bu fırtınadan etkilenir. Bu yüzden finansal projeksiyonlarınızı yaparken, en kötü senaryoyu yani mülkün tamamının icra yoluyla satılma ihtimalini her zaman masada tutmalısınız.
Önümüzdeki 10 yıl içinde kentsel dönüşüm yasalarının daha da sertleşeceği ve hisseli tapuların birleştirilmesi (tevhid) veya kamulaştırılması süreçlerinin hızlanacağı öngörülüyor. Bu durum, hisseli tapuların değerini artırabilir ancak kredi imkanlarını daha da daraltabilir. Çünkü belirsizlik, sermayenin en büyük düşmanıdır. Lafın kısası, eğer bugün hisseli tapunuz üzerinden bir kredi kullanabiliyorsanız, bunu bir fırsat olarak görün ve borcunuzu vaktinde kapatın. Bazı bankalarda dosya masraflarının yüksek olması sizi yıldırmasın, çünkü bu tip krediler "özel riskli" kategorisindedir.
Hisseli arsaların değeri kentsel dönüşümle birlikte %300'e kadar artış gösterebilir.
Kredi ile alınan her gayrimenkul payı, enflasyona karşı bir kalkandır. Ancak faiz maliyeti iyi hesaplanmalıdır.
Aslında meseleyi bağlayacak olursak; kendi payınız için kredi çekmeniz teknik olarak mümkün olsa da, pratik hayatta bürokratik bir savaş vermeniz gerekecek. 20 yıllık tecrübem bana şunu öğretti: Bankaya "benim payım var" diye gitme, "benim payım sorunsuz ve satılabilir bir değerdir" diye git. Eğer elinizde güçlü bir ekspertiz raporu ve paydaş onayı varsa, o kredi o hesaba yatar.
Detaylı analizler ve soru-cevaplar için bilgi merkezimizi ziyaret edin.