Yirmi yılımı bu emlak piyasasının tozunu yutarak geçirdim, binlerce konutun el değiştirmesine şahitlik ettim ve aslında durum şu ki, matematik asla yalan söylemez ama insanlar rakamları kendi duymak istedikleri gibi yorumlamaya bayılırlar. Bir yazılım mühendisi titizliğiyle yaklaştığımda, kira geliriyle kredi taksitini kapatma mevzusu sadece bir "alım-satım" işi değil, bildiğin karmaşık bir optimizasyon problemidir. Bizim buralarda "ev kendini ödesin" mantığı çok yaygındır ama işin teknik mutfağında, yani o backend kısmında dönen dolapları bilmeden bu işe girmek, debug edilmemiş kodu canlıya çıkmaya benzer. Lafın kısası, cebinizden bir kuruş çıkmadan mülk sahibi olma hayali, doğru LTV (Loan to Value) oranları ve enflasyonist baskıların doğru analiziyle mümkün olabilir.
İstanbul genelinde ortalama geri dönüş süreleri 18-22 yıl bandındayken, ticari dönüşümlü konutlarda bu süre 14 yıla kadar düşebiliyor. Bizim için 15 yıl altı her zaman 'yeşil bayrak' demektir.
Özkaynak oranınız %25'in altına düştüğünde, kira geliri taksitlerin sadece %40'ını karşılar. Finansal mühendislik burada devreye girer: Kaldıracı doğru ayarlamazsanız batarsınız.
Sabit taksitli kredi, artan kira geliri karşısında her yıl erir. Üçüncü yıldan itibaren kiranın taksiti geçmeye başladığı o tatlı noktaya 'Break-even Point' diyoruz.
Gayrimenkul yatırımı yaparken çoğu kişi sadece satış fiyatına ve aylık kiraya odaklanır. Oysa bir yazılımın çalışma maliyeti nasıl sadece sunucu ücreti değilse, konutun maliyetlerını da sadece kredi taksiti olarak göremezsiniz. Vergiler, aidatlar, boş kalma süreleri ve bakım masrafları... Bunların hepsini algoritmanıza dahil etmelisiniz. Geçenlerde bir danışanım geldi, "Hocam ev 2 milyona, kirası 15 bin, kredi taksiti 30 bin, nasıl ödeyecek bu kendini?" dedi. İşte burada devreye giren şey zamanın değeri ve paranın alım gücüdür. Aslında durum şu ki, bugünkü 30 bin liralık taksit, 5 yıl sonraki asgari ücretin yarısına denk gelebilir. Biz mühendisler buna 'devalüasyon arbitrajı' diyoruz.
Konut kredisi kullanırken vadenin uzunluğu, taksit miktarını düşürürken toplam faiz yükünü artırır gibi görünse de, yüksek enflasyon ortamlarında borçlanmak aslında bir servet transferi aracıdır. Krediyi TL bazında sabitliyorsunuz ama kiranız ve evinizin değeri her yıl güncelleniyor. Bizim stratejısı dediğimiz olay tam olarak bu; borcu sabitle, geliri endeksle. Ama dikkat edin, nakit akışınızın (cash flow) ilk iki yıl negatife düşmesi çok muhtemeldir. Bu süreci yönetecek bir 'buffer' yani yedek akçeniz yoksa, sisteminiz çalışma anında 'Stack Overflow' hatası verir ve mülkü zararına satmak zorunda kalırsınız.
Stopaj, emlak vergisi ve gelir vergisi dilimleri, net karınızın %20'sini alıp götürebilir. Hesaplamalarda 'Net Kira' üzerinden gitmek şarttır.
Yıllık bazda %5'lik bir boş kalma payı (yani 12 ayın 0.6 ayı) her zaman simülasyona eklenmelidir. Kiracı çıkar, tadilat gerekir; hayat bu.
Türkiye'de emlak piyasası homojen değildir. Kadıköy'deki bir dairenin amortisman süresiyle Esenyurt'taki bir dairenin dinamiği çok farklıdır. Biz veri analizi yaparken 'Rent-to-Price' rasyosuna bakarız. Eğer bir bölgede kentsel dönüşüm beklentisi yüksekse, kira düşük kalsa bile mülk değeri roket gibi fırlar. Ama amacımız sadece kirayla taksit ödemekse, öğrenci bölgeleri veya beyaz yakalıların yoğun olduğu 'transit' bölgeler her zaman daha mantıklıdır. Bazı mahalleler vardır ki, kiracı sirkülasyonu yüksektir ama kira artış hızı piyasanın üzerindedir. İşte biz bu bölgelere "yüksek verimli veri merkezleri" gözüyle bakıyoruz.
Lafın kısası, sadece binaya değil, o binanın etrafındaki ekosisteme yatırım yapıyorsunuz. Yeni açılacak bir metro hattı, yazılımda yapılan bir 'update' gibidir; tüm sistemin performansını (değerini) bir anda %30-40 artırabilir. Bizim 20 yıllık tecrübemiz gösteriyor ki, markalı konut projeleri başlangıçta pahalı gelse de, yönetim kalitesi ve doluluk oranları sayesinde krediyi ödeme konusunda daha stabil bir performans sergiliyor. Tabi burada aidat maliyetlerını da göz ardı etmemek lazım; bazen aidat kiranın dörtte birine ulaşıyor ki bu da yatırımın geri dönüş süresini (ROI) direkt baltalıyor.
| Yatırım Tipi | Ort. Amortisman (Yıl) | Kredi Karşılama Oranı (1. Yıl) | Risk Seviyesi |
|---|---|---|---|
| 1+1 Öğrenci Evi | 14 - 16 | %75 | Orta |
| 3+1 Aile Konutu | 22 - 25 | %50 | Düşük |
| Ticari / Home-Office | 12 - 15 | %90 | Yüksek |
Önümüzdeki on yıl içinde konut sahipliği modeli ciddi değişimlere uğrayacak. 'Asset-light' modelleri konuşmaya başladık bile. Ancak geleneksel yapıda kira geliriyle kredi ödeme stratejisi hala en güvenli liman. Burada asıl mesele psikolojik dayanıklılıktır. Faizlerin yükseldiği dönemlerde "eyvah hata mı yaptım" diye düşünen çok olur. Ama unutmayın, gayrimenkul bir 'long-term play'dir. Biz nasıl karmaşık bir projede ilk commit'i attıktan sonra hemen ürünün bitmesini beklemiyorsak, emlakta da meyveleri toplamak için en az 5-7 yıllık bir sürece ihtiyaç vardır.
Aslında durum şu ki, kira geliriyle kredi ödemek bir nevi "forced saving" yani zorunlu tasarruf mekanizmasıdır. Cebinizden her ay çıkan o fark, aslında gelecekteki mülkünüzün özsermayesini oluşturuyor. Biz bu süreci otomatize ettiğimizde, yani kirayı doğrudan kredi hesabına bağladığımızda, parayı görmediğimiz için harcama dürtümüz de azalıyor. 20 yıllık duayen bir uzman olarak söylüyorum; bu piyasada kazananlar en akıllılar değil, en sabırlı olanlardır. Teknik veriler ışığında, doğru lokasyonda ve doğru kaldıraçla yapılan bir yatırımın sizi yarı yolda bırakma ihtimali, test edilmemiş bir kütüphanenin production'da hatasız çalışması ihtimalinden çok daha düşüktür.
Genç nüfusun konuta erişimi zorlaştıkça kira çarpanları daha da kısalacak. Bu, yatırımcı için daha yüksek nakit akışı demektir.
Uzaktan çalışma, merkezi olmayan ama altyapısı güçlü bölgelerde kira değerlerini uçurdu. Yatırımın rotası artık sadece metropol merkezleri değil.
Detaylı analizler ve soru-cevaplar için bilgi merkezimizi ziyaret edin.