Gayrimenkul dünyasında 20 yılı devirmiş, nice krediler, tapu devirleri ve icra dosyaları görmüş birisi olarak söylüyorum; çoğumuz kredi çekerken o önümüze konan onlarca sayfalık sözleşmeyi okumadan imzalıyoruz. "Aman kredim onaylansın da gerisi mühim değil" mantığıyla hareket ediyoruz ama işin aslı hiç de öyle değil. Kredi borcu devam ederken banka lehine tesis edilen hayat sigortası, aslında sadece bankayı değil, sizin ailenizi ve mirasınızı koruyan en kritik kalkanlardan biri. Lafın kısası, bu sigorta sadece bir masraf kalemi değil, bir finansal emniyet kemeridir. Bizim piyasada çok karşılaştığımız bir durumdur bu; adamcağız ev almış, borca girmiş ama sigortayı "gereksiz masraf" görüp iptal ettirmiş. Sonra ansızın bir vefat durumu olunca, o güzelim ev bankaya borç yüzünden gidiyor. Yazık değil mi?
Şimdi biraz mühendis kafasıyla bakalım bu işe. Bir kredi çekildiğinde banka, verdiği paranın geri döneceğinden %100 emin olmak ister. İşte burada "dain-i mürtehin" kavramı devreye girer. Banka, sigorta poliçesinde kendini "birinci derece hak sahibi" olarak tanımlatır. Bu ne demek? Eğer borçluya bir şey olursa, sigorta şirketi parayı doğrudan bankaya öder. Ama burada ince bir çizgi var; poliçenizin kapsamı borcunuzu tam kapatıyor mu? Bazı bankalar düşük prim göstermek için kapsamı daraltabiliyor, buna dikkat etmek lazım. Aslında durum şu ki, sigorta bedeli her yıl azalan bakiyeye göre güncellenmelidir. Sabit primli sigortalar bazen cebinizi yakabilir, bazen de sizi korumasız bırakabilir.
Kredi vadesi boyunca yaş ve sağlık durumu baz alınarak yapılan aktüeryal hesaplamalar, primin ana damarını oluşturur.
Borç bitmeden poliçenin iptal edilmesi, bankanın krediyi "riskli" kategorisine almasına ve teminat istemesine yol açabilir.
Vefat durumunda borcun terekeye dahil edilmemesi için hayat sigortasının "limit üstü" olması hayati önem taşır.
Piyasada dolaşan "hayat sigortası zorunlu değil" geyiğine de çok kulak asmayın. Evet, yasal olarak tüketici kredilerinde zorunlu tutulamaz ama banka da size o krediyi verme mecburiyetinde değil. "Madem sigorta yapmıyorsun, ben de sana bu faiz oranını vermem" derse haklıdır. Biz bu durumlarda genellikle şunu tavsiye ederiz; dışarıdan daha uygun fiyatlı bir poliçe yaptırıp bankaya sunun. Banka bunu kabul etmek zorundadır. Ama işte burada da bürokrasi devreye giriyor, "yok o poliçe bizim kriterlere uymuyor" falan diye yokuş yapabilirler. Sıkı durun ve haklarınızı arayın.
Yazılım mühendisliği projelerinde nasıl bir "failover" (hata anında yedekleme) sistemi varsa, gayrimenkul yatırımında da hayat sigortası aynı işi görür. Bir yatırımcı olarak 10 tane daireniz olabilir ama hepsi krediliyse, sizin sağlığınız o portföyün tek noktadaki zayıflığıdır (single point of failure). Eğer başınıza bir iş gelirse, o 10 dairenin borcu bir anda ailenizin üzerine çöker. Hayat sigortası bu riski hedge etmenizi sağlar. Biz bu stratejiye "borç koruma kalkanı" diyoruz. Özellikle yüksek enflasyonist ortamlarda, sigorta primleri sabit kalırken ev fiyatlarının uçup gitmesi, sigortayı aslında bedavaya getiriyor gibi bir şey oluyor. Lafın kısası, enflasyon sizin dostunuz, sigorta ise can yeleğinizdir.
20 yıllık bir projeksiyonda hayat sigortasının toplam maliyeti, gayrimenkul değer artışının %1'inden bile azdır.
Ödediğiniz hayat sigortası primlerini gelir vergisi matrahından düşebileceğinizi biliyor muydunuz? Aslında devlet size "sigorta yap" diye teşvik veriyor.
Bazı bankalar poliçe iadesi konusunda ayak diretiyorlar. Diyelim ki krediyi erken kapattınız. O an sigorta şirketini arayıp "benim borcum bitti, poliçemi iptal edin ve kalan günlerin primini iade edin" demeniz lazım. Bunu demezseniz sigorta devam eder, para da havaya gider. Bizim millet genelde bu iadeleri unutur, sonra "banka paramı yedi" der. Aslında durum şu ki, takip etmezseniz kimse size "al paranı" demez. Bu işlerin takibi için artık mobil uygulamalar falan var, onları kullanın mutlaka.
Gelecekte bu işlerin blockchain üzerine taşınacağını öngörmek zor değil. Akıllı sözleşmeler sayesinde, vefat bilgisi MERNİS sisteminden düştüğü anda, bankanın borcu otomatik olarak sigortadan kapanacak ve tapudaki rehin kalkacak. Şu anki gibi aylarca mahkeme kapılarında, sigorta şirketlerinin "sağlık beyanında yalan söyledin" bahaneleriyle uğraşmayacağız. Ama o günler gelene kadar elimizdeki mevcut sisteme sıkı sıkıya sarılmalıyız. Gayrimenkul piyasası serttir, hata kabul etmez. Bir yazılım kodundaki hata gibi, finansal planlamadaki bir açık da tüm sistemi çökertebilir.
| Durum | Mirasçı Sorumluluğu | Banka Aksiyonu | Sigorta Etkisi |
|---|---|---|---|
| Sigortalı Vefat | Borçsuz Tapu | Tahsilat Kapanır | Borcu Tam Öder |
| Sigortasız Vefat | Borç Devralınır | İcra Süreci Başlar | Yok |
| Kısmi Sakatlık | Ödeme Devam | Taksit Takibi | Poliçeye Göre Ödeme |
Bakın burası çok önemli; sigorta poliçesini imzalarken verdiğiniz sağlık beyanı! Eğer bir hastalığınız varsa ve bunu gizlediyseniz, sigorta şirketi ödeme yapmayı reddeder. "Benim tansiyonum vardı ama söylemedim, bir şey olmaz" demeyin. Otopside her şey çıkar. Bizim bir danışanımız vardı, sigarayı bırakmış ama poliçede hala içiyor görünüyordu, primi yüksek çıktı. Tam tersi olup gizleyenler ise vefat sonrası ailelerini mağdur etti. Dürüstlük bu işin anahtarıdır arkadaşlar. Bu arada söylemeden geçmeyeyim, bazı bankalar poliçe süresini kredi vadesinden bir ay uzun yapar, bu da teknik bir detaydır, şaşırmayın.
Poliçe hesaplamalarında kullanılan teknik faiz, enflasyonun altında kaldığında sigorta maliyeti göreceli olarak düşer.
Büyük kredilerde sigorta şirketleri riski yurtdışına devreder, bu da sistemin global güvenliğini sağlar.
Düzenli sigorta ödemeleri ve koruma kalkanı, uzun vadede banka nezdindeki kredibilitenizi dolaylı yoldan etkiler.
Gayrimenkul hukuku derya deniz bir konu. Yargıtay'ın bu konuda çok net kararları var. Eğer banka size sormadan, onayınızı almadan fahiş fiyatlı bir sigorta yaptıysa, bunun iadesini Tüketici Hakem Heyeti üzerinden alabiliyorsunuz. Ama unutmayın, "sigorta yapılmasın" diye yazılı beyan verdiyseniz ve başınıza bir iş gelirse, aileniz bankaya karşı hiçbir hak iddia edemez. Bizim hukuk sistemimiz yazılı beyana bakar. Yazılımda "if-else" neyse, hukukta da "imzalı beyan" odur. Lafın kısası, neye imza attığınıza dikkat edin ama sigortasız da kalmayın.
Yıllık yenilenen poliçelerde tüketici onayı her yıl yeniden alınmalıdır, aksi halde usulsüzlük doğar.
Poliçe düzenlendikten sonraki ilk 30 gün içinde sebep göstermeksizin cayma hakkınızın olduğunu unutmayınız.
Zordur bu işleri çözmek bazen, ama imkansız değildir. Özellikle konut kredilerinde meblağlar yüksek olduğu için sigorta şirketleri dosyayı kılı kırk yararak inceler. Vefat nedeninin poliçe kapsamı dışında olup olmadığına bakarlar. Mesela tehlikeli sporlar (yamaç paraşütü vs.) yaparken başınıza bir şey gelirse, standart hayat sigortası bunu ödemeyebilir. Bu yüzden poliçenizin "özel şartlar" kısmını mutlaka okuyun. Kredi borcu devam ederken bu sigortanın varlığı, aslında mülkiyet hakkınızın en büyük garantörüdür. Gayrimenkul analizi yaparken sadece kira çarpanına değil, bu tür risk maliyetlerine de bakmak lazim.
Detaylı analizler ve soru-cevaplar için bilgi merkezimizi ziyaret edin.