Lafın kısası, aslında durum şu ki; bir gayrimenkulün üzerinde banka ipoteği varsa, o taşınmazın kaderi büyük oranda o ipotek belgesinin satır aralarında gizlidir. Biz bu sektörde 20 yılımızı devirdik, ne kavgalar ne icra dosyaları gördük ama değişmeyen tek bir kural var: Banka, masadan payını almadan kimseye ekmek yedirmez. Krediyle alınmış bir evin mahkeme kararıyla (genellikle ortaklığın giderilmesi yani izale-i şuyu davası sonucu) satılması gündeme geldiğinde, herkesin aklındaki o meşhur soru belirir: Parayı önce kim alacak? Bu rehberde, bir yazılım mühendisi titizliğiyle algoritmik bir akış sunarken, 20 yıllık bir emlak kurdu gibi de piyasanın tozlu raflarındaki gerçekleri anlatacağım. Hukuksal sürecleri anlamak için sadece kanun bilmek yetmez, sistemin nasıl çalıştığını, veritabanındaki o "rehin" hanesinin ne ifade ettiğini de bilmek gerekir.
Bir bankadan kredi çektiğinizde, banka size "güveniyorum" demez; "evini rehin alıyorum" der. İşte bu rehin işlemi, tapu kütüğüne işlendiği an, o gayrimenul artık üzerinde bir blokajla yaşar. Mahkeme kararıyla satış kararı çıktığında, bu bir yazılımın "force close" komutu gibidir. Ancak bu komut çalışsa bile, veritabanındaki öncelik sıralaması (indexleme) asla değişmez. Türk Medeni Kanunu ve İcra İflas Kanunu (İİK) bu konuda oldukça nettir. Bankanın koyduğu ipotek, "rüçhan hakkı" dediğimiz o meşhur önceliği sağlar. Yani mahkeme satışından elde edilen bedel bir havuzda toplanır ve bu havuzun musluğu önce bankaya açılır. Bizim memlekette çok karıştırılır bu durum; "Efendim ev benim değil mi?" diye sorarlar. Aslında borcun bitene kadar o ev biraz da bankanındır, bunu unutmamak lazım.
Alacaklılar arasında bankanın ilk sırada yer almasını sağlayan yasal imtiyazdır.
İcra müdürlüğünce hazırlanan, paranın kimlere hangi sırayla dağıtılacağını gösteren listedir.
İhale sonucu oluşan rakamın, tüm yasal kesintiler sonrası net kalan kısmıdır.
Aslında bakarsanız, mahkeme kanalıyla satış süreci oldukça mekanik bir yapıdır. Bir ortaklığın giderilmesi davası açıldığında, mahkeme önce taşınmazın değerini belirlemek için bir bilirkişi atar. İşte burada finansal analız devreye girer. Bilirkişi raporu geldiğinde, üzerinde ipotek olan evin "piyasa değeri" ile "ipotekli değeri" arasındaki fark bazen can yakıcı olabilir. Mahkeme satış kararı verdiğinde, dosya satış memurluğuna veya icra dairesine gider. Bu aşamada bankaya bir yazı yazılır: "Senin bu taşınmaz üzerinde ne kadar alacağın var?" Banka, o günkü güncel borç miktarını, faizleri ve masrafları hesaplayarak yanıt verir. Bu cevap, satışın temel parametresini oluşturur. Şunu unutmamak lazım ki, satış bedeli bankanın alacağından düşük çıkarsa, banka bu satışa itiraz edebilir veya satışın gerçekleşmesi için kendi alacağının korunmasını şart koşar.
Mahkeme heyetinin evin rayiç değerini belirlediği kritik ilk aşamadır.
İpotek miktarının kuruşu kuruşuna resmi makamlara iletildiği veri alışverişi.
Elektronik ortamda yapılan tekliflerin toplandığı "live" açık artırma seansı.
İhale bitti, çekiç vuruldu ve ev satıldı diyelim. Peki para nasıl dağıtılacak? İşte burası işin en çetrefilli kısmı. Önce satış masrafları, KDV, damga vergisi ve tellaliye ücreti gibi "sistem masrafları" düşülür. Kalan paradan, varsa taşınmazın aynından doğan vergi borçları (Emlak Vergisi gibi) ödenir. Ve hemen ardından, sahneye banka çıkar. Bankanın ipoteği birinci derecedense, kalan paranın tamamı bankanın borcu kapanana kadar bankaya aktarılır. Eğer para artarsa, işte o zaman hissedarlar veya diğer alacaklılar paylarını alabilirler. Bazı durumlarda görüyoruz ki, ev 5 milyon TL'ye satılıyor ama bankanın borcu zaten 4.5 milyon TL. Masrafları da çıkınca, evin asıl sahiplerine neredeyse çay parası bile kalmıyor. Bu yüzden yatırımcı psikolojisi açısından bu tür satışlara girmek bazen "ölü yatırım" riskini de beraberinde getirir ama alıcı tarafındaysanız durum tam tersine bir fırsat olabilir.
| Sıralama | Alacak Türü | Öncelik Durumu |
|---|---|---|
| 1 | Satış ve Paylaştırma Masrafları | En Yüksek |
| 2 | Gayrimenkul Vergileri (Aynından Doğan) | Zorunlu |
| 3 | Banka İpotek Alacağı (1. Derece) | Birincil Hak |
| 4 | Diğer Haciz ve Alacaklılar | Artarsa Alır |
Bizim gibi 20 yılını bu işe vermiş adamlar bilir; icradan veya mahkemeden ev alırken sadece tapuya bakılmaz, bankanın iştahına da bakılır. Eğer banka, alacağını tam olarak tahsil edemeyeceğini anlarsa, satışın feshini istemek için her türlü hukuki deliği arar. Bu da alıcı için sürecin uzaması, paranın içeride kalması ve stres demektir. Ancak, banka alacağının çok üzerinde bir bedelle satılan yerlerde süreç genellikle tereyağından kıl çeker gibi ilerler. Gelecek projeksiyonlarına baktığımızda, dijitalleşen tapu sistemleri ve UYAP entegrasyonu sayesinde bu süreçlerin artık çok daha şeffaf olduğunu söyleyebilirim. Eskiden dosyalar arasında kaybolurduk, şimdi ise her şey bir SQL sorgusu kadar yakınımızda. Yine de, fiziki inceleme yapmadan, evin içindeki kiracının veya eski sahibinin tahliye dirençini hesaplamadan bu işlere girmek, debriyajı bırakmadan gaza basmaya benzer; sadece motoru yakarsınız.
Paranın mahkeme veznesinde uzun süre bloke kalma ihtimali.
Mahkeme kanalıyla alım yapmanın sağladığı tescil garantisi.
Piyasa değerinin altında alım yapma potansiyeli.
Önümüzdeki yıllarda, yapay zeka destekli değerleme sistemlerinin mahkemelerce de referans alınacağını öngörüyoruz. Şu anki sistemde bilirkişilerin kişisel takdirleri çok ön planda olsa da, veri odaklı bir dünyaya geçiş yapıyoruz. Bankaların "batık kredi" yönetimi birimlerinde çalışan mühendis arkadaşlarla konuştuğumda, bu süreçlerin tamamen otomatize edilmeye başlandığını görüyorum. Bu da demek oluyor ki, mahkeme kararıyla satışlarda banka önceliği her zamankinden daha sıkı takip edilecek. Bir hata payı bırakılmıyor. Eğer bir yatırımcıysanız veya borçlu durumdaysanız, "bir boşluk bulur da bankayı atlatırım" diye düşünmeyin. Sistem buna izin vermeyecek şekilde kurgulandı. Bizim önerimiz, her zaman için uzlaşma yolunu denemek ve mahkeme masrafları ile icra vekalet ücretleri birikmeden çözüme gitmektir. Çünkü o masraflar bir bindi mi, evin değerinin yarısı zaten buhar olup gidiyor.
Tüm satışların tamamen şeffaf ve online platformlara taşınması.
Bankaların alacaklarını alma süresinin yasal düzenlemelerle kısalması.
Evet, mahkeme taşınmazın üzerindeki ipoteğe rağmen satış kararı verebilir. Ancak satış bedelinin, bankanın alacağını ve satış masraflarını karşılaması esastır. Aksi halde satışın gerçekleşmesi zora girebilir.
Çünkü ipotek, "ayni bir haktır" ve sahibine rüçhan (öncelik) hakkı tanır. İcra İflas Kanunu uyarınca, rehinli alacaklılar, satış bedelinden masraflar çıktıktan sonra ilk payı alırlar.
Bu durumda banka, kalan borç için borçlunun diğer mal varlıklarına veya maaşına haciz koyabilir. Mahkeme satışı bankanın borcunu tamamen bitirmez, sadece tahsil edilen miktar kadar düşer.
KDV genellikle alıcıya aittir. İhale bedelinin üzerine eklenir. Ancak bazı durumlarda bu maliyetin paylaşımı mahkeme kararına veya taşınmazın niteliğine göre değişebilir.
Hissedarlar değerleme raporuna veya satış usulüne itiraz edebilirler. Ancak "bankaya borç var, satılamaz" gibi bir gerekçe satışın durdurulması için genellikle yeterli değildir.
Birinci derece ipotek sahibi parayı tam almadan ikinci dereceye kuruş koklatılmaz. Sıralama hayati önem taşır; mahkeme bu sırayı tapudaki tarih ve dereceye göre belirler.
Evet, asıl borcun üzerine satışın kesinleştiği ve paranın bankaya ödendiği güne kadar geçen süre için temerrüt faizi işletilmeye devam edilir.
Hayır, normal satışlardaki gibi tapu harçları ödenir. Ancak icra yoluyla satışlarda harç oranları ve ödeme şekilleri farklılık gösterebilir, genelde alıcı ve satıcı (dosya) payına düşeni öder.
Eğer evin satışından gelen para borcu kapatmazsa, banka doğrudan kefillere yönelir. Bu yüzden evin yüksek bedelle satılması kefillerin de lehinedir.
Hayır, ihalenin feshi davası satış işlemini durdurur veya geri alır ama bankanın ipoteği tapuda baki kalır. Hak kaybı söz konusu olmaz, sadece zaman kaybedilir.
Satış dosyasının masrafları ve satış memurluğu harçları her şeyden önce ödenir. Bankanın kendi avukatına ödeyeceği vekalet ücreti ise genellikle bankanın toplam alacağına dahil edilir.
Evet, ihale anına kadar borcun tamamı (faiz ve masraflarla birlikte) ödenirse, ipotek kaldırılabilir ve satış süreci durdurulabilir. Bu en sağlıklı yoldur.
Banka davanın doğrudan tarafı değildir ancak "ilgili" sıfatıyla dosyaya dahil edilir ve alacağı sorulur. Satışın her aşamasından haberdar edilir.
Yeni malik, tapuyu aldıktan sonra içerideki kişilere ihtarname çeker. İcra kanalıyla tahliye süreci başlatılabilir. Bankanın bu aşamada bir sorumluluğu kalmaz.
İkinci artırmada bedel, muhammen bedelin %50'sine kadar düşebilir. Ancak bu bedelin banka alacağını ve masrafları karşılaması şartı her zaman gözetilir.
Detaylı analizler ve soru-cevaplar için bilgi merkezimizi ziyaret edin.