Dostlar, bugün size bankacıların pek anlatmadığı, gayrimenkul dünyasında kurduğumuz o tıkır tıkır işleyen sistemi, yani mevduat teminatlı konut kredisini tüm çıplaklığıyla anlatacağım. 20 yıldır bu sektörün tozunu yutmuş, krizleri iliklerine kadar hissetmiş bir ağabeyiniz, bir mühendis olarak söylüyorum; nakit kraldır ama o nakdi nasıl kullandığınız sizi vezir de eder rezil de. Aslında durum şu ki, cebinizde 5-10 milyon lira varken gidip pat diye bir eve o parayı bağlamak, finansal okur yzarlık (bilerek böyle yazdım, takılmayın) açısından bakınca bazen büyük bir hata olabiliyor. Bizim buralarda bir laf vardır; başkasının parasıyla zengin olmak sanattır. İşte bu "back-to-back" dediğimiz sistem, aslında sizin kendi paranızı bankaya rehin verip, karşılığında çok daha düşük maliyetli veya stratejik bir kredi çekmeniz üzerine kurulu bir oyun planı.
Lafın kısası, bankaya gidiyorsunuz ve diyorsunuz ki: "Bak kardeşim, benim burada 10 milyon liram var. Bu paraya dokunma, onu blokeli mevduat yap. Ama bana bu paranın gücüyle, uygun faizli bir konut kredisi tanımla." Banka buna bayılır. Neden mi? Çünkü riski sıfır. Teminat elinin altında, nakit olarak duruyor. Siz ne kazanıyorsunuz? Birincisi, likiditenizi koruyorsunuz. Yarın öbür gün acil bir durum olsa, o para orada duruyor (tabii kredi borcuyla mahsuplaşma şartıyla). İkincisi, mevduat faizinden gelen getiri, kredinin taksitlerinin bir kısmını, hatta bazen tamamını karşılıyor. Tabii bu matematik, enflasyonun ve faizlerin oynak olduğu bizim gibi ülkelerde çok ince bir ayar gerektiriyor. İşte biz bu ayara "spread yönetimi" diyoruz.
Anaparanız banka güvencesinde değerlenmeye devam ederken, gayrimenkulün değer artışından tam kapasite yararlanırsınız.
Bazı durumlarda ticari işletmeler için kredi faizleri gider gösterilebilir, bu da net maliyeti düşüren gizli bir silahtır.
Nakit paranın sağladığı o güven hissi, kredi öderken yaşanan stresi minimize eder. Gece rahat uyutur yani.
Şimdi biraz daha derin sulara dalalım. Bir yazılım mühendisi gözüyle baktığımda, bu sistemi bir "leveraged buy-out" (kaldıraçlı satın alma) algoritmasına benzetiyorum. Elinizdeki veri seti; mevduat faiz oranı, kredi faiz oranı, konutun yıllık değer artış beklentisi ve enflasyon verisidir. Eğer mevduat faizinizden aldığınız net getiri ile kredi maliyetiniz arasındaki fark (spread), konutun değer artışıyla birleşince pozitif bir nakit akışı yaratıyorsa, siz aslında bedava ev sahibi oluyorsunuz demektir. 2008 krizinde gördük, nakdi olanlar piyasayı topladı. Bugün de durum çok farklı değil. Konut fiyatları bazen duraksar ama asla geri vites yapmaz bizim ülkemizde.
Stratejiye göre hareket etmek zorundasınız. Mesela, banka size mevduatınıza %45 faiz veriyorsa ve krediyi %3.5 - %4 aylık oranla veriyorsa, ilk bakışta "zarar ediyorum" diyebilirsiniz. Ama durun bir dakika! O konutun bir yıl sonraki fiyatını denkleme eklediniz mi? Ya o mevduatın bileşik getirisini? Biz mühendisler her zaman toplam sistem verimliliğine bakarız. Bazı bankalar, mevduatın %80'ine kadar kredi kullandırırken faiz oranında ciddi iskontolar yapabiliyor. Çünkü banka için bu kredi, "takipteki alacak" riski taşımayan, altın değerinde bir varlıktır. Bu yüzden pazarlık gücünüz çok yüksek. Gidip şube müdürüyle masaya oturduğunuzda, "Benim mevduatım teminattır" dediğiniz an, o masadaki en güçlü kişi siz olursunuz.
Mevduat teminatlı kredilerde Loan-to-Value oranı %100'e kadar çıkabilir, çünkü teminat nakittir.
Ekspertiz ve istihbarat süreçleri, nakit teminat sayesinde ışık hızında tamamlanır. Sistem hatasız işler.
Gayrimenkul analiz uzmanı olarak şunu söylemeliyim ki; bu işin hukuki boyutu en az finansal boyutu kadar kritiktir. Mevduat üzerine konulan bloke, kredi vadesi boyunca orada kalır. "Ben sıkıştım, mevduatın yarısını çekeyim" diyemezsiniz. Bu bir evlilik gibidir, borç bitene kadar o para bankanın koruması altındadır. Ama burada şöyle bir incelik var: Eğer banka iflas ederse ne olur? TMSF garantisi mevduatın bir kısmını korur ama krediniz de bankanın aktifindedir. Bu gibi uç senaryoları düşünmek, bir mühendisin hata payı analizi yapması gibi bir şeydir. Gayrimenkulün tapusunda herhangi bir şerh olmaması, bu yöntemin en büyük artılarından biridir; çünkü teminat tapu değil, paradır.
Yatırım psikolojisi tarafında ise "fırsat maliyeti" kavramı devreye giriyor. Parayı eve gömüp uyumak mı, yoksa parayı çalıştırıp evi başkasına (bankaya) ödetmek mi? Çoğu insan ikinci yolu seçmeye korkar çünkü borçlu olmak korkutucudur. Ama zenginlerin ortak özelliği, borcu bir kaldıraç olarak kullanmalarıdır. Bizim insanımız "borcum olmasın, başım ağrımasın" der ama enflasyonist ortamda borçlanan kazanır. Bu bir doğa kanunudur, değişmez. Tabii burada ince bir çizgi var; nakit akışınızı doğru yönetemezseniz, sistem kilitlenir. Tıpkı bir yazılımın sonsuz döngüye (infinite loop) girip çökmesi gibi, siz de faiz yükü altında ezilebilirsiniz. Bu yüzden her zaman B planınız olmalı.
Borcunuz reel olarak erirken, mülkünüzün değeri enflasyonun üzerinde bir hızla artış gösterir.
Düzenli ödemeler ve güçlü teminat yapısı, Kredi Kayıt Bürosu (KKB) puanınızı zirveye taşır.
Piyasadaki fırsatları değerlendirmek için elinizde her zaman manevra alanı bırakan bir sermaye kalır.
Önümüzdeki birkaç yıl içinde, geleneksel konut kredisi modellerinin evrileceğini öngörüyorum. Artık bankalar sadece gelirinize değil, sahip olduğunuz dijital varlıklara ve mevduat gücünüze daha çok odaklanacak. Mevduat teminatlı sistemler, "smart contract" (akıllı sözleşme) yapılarıyla entegre edildiğinde, blokajın otomatik kalktığı, faizin anlık piyasaya göre güncellendiği hibrit modeller göreceğiz. Ben bir mühendis olarak bu altyapıları şimdiden tasarlamaya başladım bile. Gayrimenkul analizlerimde gördüğüm şu ki; lokasyon artık tek kriter değil, mülkün finansal esnekliği de bir o kadar önemli.
İleride, belki de nakit paranızın getirdiği faizle değil, o paranın yarattığı kredi limitiyle birden fazla mülk alıp bir "emlak portföy algoritması" oluşturacaksınız. Kulağa hayal gibi geliyor olabilir ama aslında durum şu ki, dünya buraya gidiyor. Akıllı yatırımcı, parasını tek bir sepete (konuta) koymaz; sepeti (bankayı) teminat gösterip yeni sepetler satın alır. Bu süreçte dikkat etmeniz gereken en önemli husus, banka ile yapacağınız sözleşmedeki "teminat tamamlama" (margin call) maddeleridir. Eğer mevduatınız döviz bazlıysa ve kur düşerse (gerçi bizde zor ama), banka ek teminat isteyebilir. Bu detaylar hayat kurtarır.
Gelecekte sadece nakit değil, hisse senedi ve fon dağılımları da konut kredisinde teminat olacak.
Yurt dışındaki mevduatınızı Türkiye'de teminat göstererek kredi çekme imkanları genişleyecek.
Detaylı analizler ve soru-cevaplar için bilgi merkezimizi ziyaret edin.